• Editör

Knock Knock.. Who is there.. CORONAVIRUS

Hatice Tuba Tosun / Ankara


Yeni yılı kutladığınız zamanı düşünün. Kim derdi ki 2020 yılı felaket yılı olacak diye. Yılın başından itibaren deprem, çiğ, yangın derken en sonunda tüm dünyayı etkileyen bir virüsle savaşa girdik. Üçüncü dünya savaşının insanlar arasında, hatta belki robotlarla insanlar arasında olacağını beklerken bir virüsle mücadele ediyoruz. Bu savaş günlük yaşamımızda pek çok kısıtlamaya neden oldu. Önce dışarı çıkmayı azalttık, şimdi ise evde duramıyoruz.



Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in 2018 yılında yaptığı istatistikler* sonucunda, Türkiye’de 100 haneden 28,5’i kiracı olarak oturuyor. Bu oran 2002 yılında 18,7 imiş, yani ülkede kiracı oranı her geçen gün arttı. Bu salgın döneminde kira sözleşmesi sona eren ya da kirasını ödeyemeyen kiracıların durumu da kira alacağını tahsil edemeyen kiraya verenlerin durumu da kötü bir hale girdi. Bazı ev sahiplerinin kiracısından kira bedeli almadığını duyuyoruz. Kimi ev sahibi ise salgını ben mi çıkardım şeklinde kiracısını zorluğa düşürüyor. Her ne olursa olsun her kira ilişkisi kendi içinde değerlendirilmelidir. Mesela salgın tehlikesi nedeniyle online market uygulamalarına olan talepler arttı. Dijitalleşme adına ülke çok önemli bir aşama kaydetti. Güzel bir gelişme... Ancak normal zamana göre daha fazla kazanan bir marketin ya da büfenin salgın nedeniyle kirada indirim istemesi ya da ödeyemeyeceğini bildirmesi açıkça dürüstlük kurallarına aykırıdır.


Salgın nedeniyle ülke çapında her gün yeni bir tedbir getiriliyor. Bu tedbirlerden birisi, işyeri kiralarına ilişkin bir düzenleme olan 26 Mart 2020 tarihinde yayımlanan 7226 Sayılı Kanun Geçici 2. Maddedir. Bu maddeye göre, 01/03/2020 tarihinden 30/06/2020 tarihine kadar işleyecek iş yeri kira bedelinin ödenememesi kira sözleşmesinin feshi ve tahliye sebebi oluşturmaz, denilmektedir. Her ne kadar işyeri kiracısının bu tarihler arasında kirasını ödeyememesi halinde tahliye edilememesi ve kira sözleşmesinin feshi engellenmiş olsa da, bu düzenleme kiracının kötü niyetli davranarak ödeyebileceken kirasını ödememesi anlamına da gelmemektedir. Aslında salgın sonrası (Umuyorum ki yakın gelecekte) bu düzenleme kiracılar tarafından yanlış algılanıp yorumlanacaktır. Hatta bu tarihler arasında kira bedeli ödenmeyeceği şeklinde yanlış kanıların oluşması ihtimali yüksektir. Oysa bu düzenleme özetle şunu ifade etmektedir; 1 Mart 2020 ile 30 Haziran 2020 tarihleri arasında çok zor duruma düşersen ve işyeri kiranı ödeyemezsen tahliye edilemezsin ya da kira bedelini ödemediğin için sözleşmen sonlandırılamaz; ama kira borcun hala devam eder ve bu 4 aylık kira bedelini elbet ödeyeceksin.


Covid-19 ekonomik anlamda kiracıları da mülk sahiplerini de etkilemiştir. Kira bedelini tahsil edemeyen, eksik tahsil eden ve belki tek geliri kiraya verdiği evi ya da işyeri olan mülk sahipleri ile salgın nedeniyle dışarı çıkamayan, çalışamayan, ekonomik anlamda zorluğa düşen kiracılar.. Özellikle kira süresi biten konut ya da işyerlerinin durumu ise en karmaşık problemlerden biridir. Çoğu insan salgından etkilenmemek adına evinden çıkmazken, kira sözleşmesinin sona ermesi kadar sıkıntılı bir şey yoktur. Bu durumda farklı senaryolarla karşılaşmaktayız. Bunlardan birisi ev sahibinin anlayışlı ve inisiyatifli olması ile salgın süresince kiracısını evden çıkarmamasıdır. Diğer senaryo kira ilişkisi sona ermesine rağmen kiracısını çıkarmayıp sözleşmeyi bir yıl daha uzatan ev sahibidir. Bir diğer senaryo ise sözleşme ilişkisi bittiği için kiracısını evden çıkaran ve mağduriyetlere sebep olan ev sahibidir.


Ev sahibinin yaklaşımına göre değerlendirdiğimiz durumlara rağmen kiracı açısından da durumun incelenmesi gerekir. Kimi kiracı salgın ilk çıktığı zamanlarda memlekete gitmişti, bu kiracılara örnek olarak öğrenciler gösterilebilir. Memleketteyken kira süresi sona erdiğinde, büyükşehirlere giriş çıkışların yasaklandığı şu süreçte, kiracının evini nasıl boşaltabileceği ya da nasıl yeni ev bakabileceği sorunu ortaya çıkıyor. Bir diğer durumda, evinden ayrılmayan kiracı, yeni kiracı adaylarına evi göstermeye katlanma yükümlülüğü varken salgın riski altında bile evi göstermeli midir? Nitekim bu durumun çözümü evin fotoğraflarının gösterilmesi ile çözülebilir; ancak ısrarcı olunması halinde galoş, eldiven ve maskelerle gelen kiracı adaylarına ev gösterilmeli midir?


Tüm bunlar akılda çok fazla soru oluşturmaktadır. Şu an yaşanan olumsuzluklar ise gelecekte kira ilişkilerinin kurulmasını elbette etkileyecektir. Mesela gelecekte evi görmek isteyen kiracı adaylarına evi göstermek yerine üç boyutlu uygulamalarda ya da sanal gözlüklerle mi ev gösterilecektir? Mesela parke ya da duvar boyası değişimi halinde gerçeğe en yakın görüntü sunan sanal gözlüklerle eve en uygun parke ya da duvar boyası seçimi yapılabilecek midir? Sadece hayal edin.


*http://www.patronlardunyasi.com/haber/Bir-yilda-yuzde-11-artti-Turkiye-de-kiraci-sayisi-artiyor-ev-sahibi-orani-azaliyor/223342 Erişim Tarihi:19.04.2020


42 görüntüleme
#HackTheFuture

Gelecek Araştırmaları Enstitüsü, kâr amacı gütmeyen bir modelde ve toplumun her kesiminin, kamunun, özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının arzu ettikleri geleceği tasarlamalarına ve oraya ulaşmaları için vermeleri gereken kararlara destek olmak amacı ile çalışmaktadır.

Eposta: merhaba@gelecek.org.tr

Telefon: +90 (312) 446 0300

Çalışmalarımızla ilgili bilgi için aylık bültenimize abone ol
  • Twitter
  • Instagram
  • LinkedIn Sosyal Simge
  • RSS Sosyal Simgesi
  • Facebook
Hızlı linkler

© 2019  Gelecek Araştırmaları Enstitüsü. | Kullanım Koşulları | Kişisel Verilerin Korunması