• Samet Çelik

Gelecek Konuşmaları: Doğadan Öğrenme Etkinliğimizin Ardından

Gelecek Araştırmaları Enstitüsü olarak Ankara Sanayi Odası’nın desteğiyle her ay periyodik olarak organize ettiğimiz Gelecek Konuşmaları etkinliğimizin Aralık ayı teması “#DoğadanÖğrenme” idi. Değerli konuşmacılarımız ve katılımcılarımızla bu konuyu etraflıca değerlendirmeye çalıştık.


ODTÜ Endüstriyel Tasarım Bölümü’nden Hakan Gürsu, Atılım Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü’nden Cahit Gürel ve IBM’den Onur Fenar bizlere kıymetli ve ufuk açıcı bilgiler aktardı.

Konferansımız Hakan Gürsu’nun “Geleceği Tasarlamak” sunumuyla başladı. Öne çıkan notları şöyle sıralayabiliriz:

  • Geleceği tasarlamayı doğadan öğreneceğiz. Çünkü doğa, en büyük okuldur.

  • Doğa yaşamın kaynağı ve insan doğadan öğreniyor. Aslında din bilime karşı değil; kutsal kitaplar doğanın kodlarını veriyor, kodları çözmeye yönlendiriyor insanları.

  • Sanayi Devrimi’nden sonraki süreçte “biz doğayı yeneriz” düşüncesi oluştu ve bu 150 yıllık serüvenin bedeli, insanlık için ağır oldu. Artık doğayla uzlaşma noktasına geldik. “Modus operandi” -çalışma biçimi, işleme biçimi- anlamına gelen latince bir terimdir. Doğanın da kendi “modus operandi”si var ve bu değişmez.

  • İşleyiş zincirini kırdığımızda, doğa bozuluyor.

  • Doğada cinayet işleyen aslan veya başka bir canlı yok. En ölümcül iki canlı, insan ve sivrisinektir. Sivrisinek de zaten beslenmek için yapıyor bunu.


Doğada her şey minimal, fonksiyonel, sürdürülebilir ve organiktir. Gerçekçi, basit ve yaratıcıdır. Fire, atık ve israf yoktur.

  • Dünyanın en hızlı artan kaynağı nedir biliyor musunuz? Çöp. Batıda gelişmiş ülkeler çöp arıyor. İsveç’in yüzen çöp arama alanı var okyanusta. Hollanda buna talip. Niye? Çünkü toprağa ihtiyacı var.

  • Doğada sürdürülebilirlik ve süreklilik esastır.

  • Bana okul modeli soruyorlar, şunu söylüyorum: Bir tarafı tarla, bir tarafı hayvan barınağı olacak. Müstahdem yok, çocuklar kendileri çalışacaklar. Bilim insanı yetiştirmek için çocuğa bir saksı, bir de defter vereceksiniz. Gün gün gözlemlerini yazacak. İleride laboratuvarda da yapacağı şey bu zaten. Doğanın kodlarına ulaşmak için gözlem gerekiyor.

  • Revival, yani ürün bittiğinde ambalajının kullanılabilir olması, çok tuttu. Mesela, deterjan bitince kutusunda turşu yapılıyor.

  • Doğa güneş ışığıyla çalışıyor.


Eğer doğa bir şahıs olsaydı, sanayici ve üreticileri mahkemeye verirdi.

  • Çinliler’in büyük olimpiyat stadı, ardıç yuvası şeklinde.


  • Gerçekten dikkat edin, doğayı taklit ediyoruz.

  • Biyolojiden tasarıma gitmek mümkün.

  • Aynı matematik modelin, farklı türevleri var doğada.

  • Bazı bilim adamları altın oran yok diyor, ben var diyorum.


Doğa ihtiyacı olan enerjiyi tüketir. Düğmeyi açık unutup gitmez.


  • Bir örümcek, aslında bir fabrika gibi.

  • Altıgen form çok kullanılır, bal peteğinden esinlenilmiştir.


Kaynak: Pinterest


  • Mayo firmaları, balıklardan etkilenerek sporcular için mayo üretiyorlar.Suyun üstünde yürümek mümkün mü? Bunu yapan böcekler var. MIT bunun üzerinde çalışıyor.

  • Doğa en büyük okul. Okullarda öğretilmeli, inovatif insanlar ancak böyle yetişir.

Hakan Bey’in konuşmasının ardından Atılım Üniversitesi Mekatronik Bölümü’nden Cahit Gürel’in “Mühendislikte Doğanın Yansımaları” sunumuyla devam ettik.


Cahit Bey’in konuşmasında şu notlar öne çıktı:

  • Çeşitli sorular sorarak ‘doğa bunları nasıl çözüyor’ diye düşünmeliyiz.

  • Doğadaki canlılar nasıl hayatta kalıyorlar? Nasıl sessiz hareket ediyorlar? Nasıl ısınıyorlar? Problemlerimizin çözümleri, doğada karşımıza çıkıyor.

Çok kullanılan dişli mekanizması doğanın içinde de varmış, bir böcekte. Acaba ondan mı aldık?
  • Mühendislik yaklaşımı, problemlere çözüm üretmektir. Toplumlar mühendislere geri bildirim verir, mühendis etkinliği de çözüm üretir.

  • Mühendislik teknolojilerinde biyoloji biliminin yansımalarını görüyoruz. Canlıları taklit etmeye çalışıyoruz. Bu yaklaşım, ‘biyomimetik (doğayı mekanik olarak kopyalama bilimi)’ olarak adlandırılıyor.


  • Doğadan çeşitli esintiler: Doğada spiral yapı çok kullanılıyor.



  • Mercedes, bir balığın formunu inceleyerek bir araç tasarladı.


Balıklar yüzerken küçük bir girdap oluşturuyorlar, bu girdap arkadaki balığa enerji transferi gerçekleştiriyor. Böylece sürü halindeyken düşük enerjiyle uzun mesafe gidebiliyorlar. Bunu bisiklet turu yaparken ip gibi dizilerek sürdüğümüzde de gözlemlemek mümkün. Bu yöntemle arkadaki kişi daha az enerji harcıyor.

  • Namibya çöl böceği, sisteki damlaları yoğunlaştırarak su elde ediyor. Bunu biz de yapmaya çalışabiliriz.

  • Ayçiçeklerinden etkilenilerek hareketli güneş panelleri yapıldı.


  • Festo firması; fillerin esnek burun yapısını, helikopter böceğini taklit etti, kanguru gibi zıplayan bir robot yaptı.


Zeytin yaprakları, güneşe optimum açıda duruyor. Arılar yüksek hassasiyetle konma, yumuşak iniş özelliğine sahip. Bunlar, doğadan taklit edilebileceğimiz özellikler.

  • Doğada bizler için yeterince esinti var, yapmamız gereken problemlere yönelik sorular sormak.

Konferansın 2. oturumu IBM’den Onur Fenar’ın “Bilişsel Programlama” sunumuyla başladı. Onur Bey’in IBM Watson’dan da bahsettiği konuşmasında öne çıkan notlar şöyle:

  • Şu an için uzayda bizden başka akıllı varlık olmadığını düşünüyoruz. Peki insan eliyle insan gibi düşünen sistemler yapılabilir mi?

  • Akıllı diye satılan telefonlar gerçek anlamda akıllı değil. Etki-tepki prensibiyle çalışıyor. Sabah alarmın çalması için gece programlamamız gerekiyor.

  • Watson’u anlamak için kültürü ve düşünüş şeklini değiştirmek gerekiyor.

  • Hepimiz günlük hayatta bilgisayarları kullanıyoruz. İlk çıktığında odayı kaplayan koca bir aletti. Şu an, evde unuttuğumuzda hayatımızdan bir şey koptuğu hissini yaşatan, parçamız haline geldi.

  • IBM Watson:


  • Veri, insanların kaldıramayacağı kadar ağırlaştı dünyada.


  • Veriyi; işlemek için değil, sizin yerinize birtakım şeyleri yapması için kullanmak gerekiyor.

  • Gelecekte trend analizi yapmayan şirketler, günlük operasyonlarını dahi yürütemeyecek.

  • Bilgisayarlar, uzmanların yerine mi geçiyor sorusunu tartışıyoruz şu an.


Son 2 yılda tüm insanlık tarihinde üretilenden daha fazla veri üretildi.

  • Yapay zekalar çağına doğru geçiş yapıyoruz.

  • 2–3 yıl içinde, hangi alanda çalışıyor olursak olalım, bilgi teknolojileri sistemleriyle bütünleşik çalışmamız, onları iş süreçlerine dahil etmemiz gerekiyor.

  • Özelleşmiş kişisel asistanlar giderek daha fazla yer kaplıyor hayatımızda, fakat ele geçirilme (hack) problemi var. Hayatımızı bunlara ne kadar açtığımız soru işareti; ajandamızı, tüm özel bilgilerimizi paylaşıyoruz. Ele geçirildiğinde hayatımıza dair hemen her şey öğrenilebiliyor.

  • Dünyada sağlık hizmeti işleri yükselişte (akıllı bileklikler vs.), bu şirketler bir sonraki dalgada ‘doktorunuz olalım’ diyecekler.

Tüm konuşmacılarımızın sunumları tamamlandıktan sonra soru-cevap oturumuna geçtik. Bu bölümden notlar da şöyle:

  • İnternet, ilkel bir Watson’dur.

  • Geliştirmediğimiz teknolojinin kullanıcıları olarak, giderek kölesi haline geliyoruz.

  • Bulut, gelecekteki en önemli konulardan biri.

  • Bilgisayarları vb. çok abartıyoruz, bunlar alet alt tarafı. Cihazları kullanabilecek insan lazım. İnsanı, bu cihazlara entegre edersek felaketimiz olur.


Eskiden üretebiliyorduk, bunu yapabilen bir toplumuz. Sorun şu: Problem çözebilen insan sayısı azalıyor.

  • Henüz doğanın %15–20’sine eriştik.

  • Bunalıma giren maymun gördünüz mü?

  • Dünya tekrar şehir devletlerine dönüyor. Her şey böyle başladı ve şimdi tarih tekerrür ediyor. Bilgi üretmek, kaynakları elinde tutmak yeni güç olacak.


Bugün 5 sene sonra ne üreteceğinizi bilmiyorsanız, bu sizin felaketinizdir.

Geleceğimizi daha iyi tasarlayabilmemiz için “Doğadan Öğrenme” konusuna çok daha fazla zaman ayırmamız ve derinlemesine tartışmamız gerekiyor şüphesiz. Önümüzdeki dönem, yeni etkinliklerle bu konuyu tartışmaya devam edeceğiz.


Bu etkinliğimizde genç misafirlerimiz ağırlıktaydı, üstelik en genci 10 yaşındaydı 😃


Tüm katılımcılarımıza, konuşmacılarımıza ve desteğini hiçbir zaman esirgemeyen Ankara Sanayi Odası’na teşekkür ederiz.


Ocak ayındaki etkinliğimizde geleceğin iş ortamını ele almayı hedefliyoruz. İlgi duyan herkesi bekleriz.


Görüşmek üzere 😉

21 görüntüleme
#HackTheFuture

Gelecek Araştırmaları Enstitüsü, kâr amacı gütmeyen bir modelde ve toplumun her kesiminin, kamunun, özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının arzu ettikleri geleceği tasarlamalarına ve oraya ulaşmaları için vermeleri gereken kararlara destek olmak amacı ile çalışmaktadır.

Eposta: merhaba@gelecek.org.tr

Telefon: +90 (312) 446 0300

Çalışmalarımızla ilgili bilgi için aylık bültenimize abone ol
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube Sosyal Simge
  • LinkedIn Sosyal Simge
  • RSS Sosyal Simgesi
  • Facebook
Hızlı linkler

© 2020  Gelecek Araştırmaları Enstitüsü. | Kullanım Koşulları | Kişisel Verilerin Korunması